Duygularınız İçin TerapiAnkara Çankaya Psikolog

Ankara Psikolog: Duygularınızı Uzman Desteğiyle Anlamlandırın

Öfke, kaygı, tükenmişlik, duygusal yeme, ilişkiler ve geçmiş incinmeler. Duygularınızı tanımak, anlamlandırmak ve yönetmek için Ankara Çankaya'da psikolog desteği.

Duygular ve terapi

Ankara Psikolog: Duygularınızı Uzman Desteğiyle Anlamlandırın

Duygular hayatımızın pusulasıdır. Sevinç bize neyin iyi geldiğini, korku neyin tehlikeli olabileceğini, öfke sınırlarımızın aşıldığını, üzüntü ise neyi kaybettiğimizi gösterir. Ancak bazen duygular o kadar yoğunlaşır, o kadar uzun sürer ya da o kadar karmaşık hale gelir ki pusula olmaktan çıkıp yolumuzu kapatan bir sise dönüşebilir. Sürekli gerginlik, kontrol edilemeyen öfke, nedenini bilmediğimiz bir boşluk hissi, bitmek bilmeyen yorgunluk ya da hiçbir şey hissedememek… Böyle dönemlerde duygularımızı anlamak ve onlarla yeniden sağlıklı bir ilişki kurmak için profesyonel destek almak büyük fark yaratabilir.

Bu sitede Ankara’da, özellikle Çankaya ve çevresinde psikolog desteği arayan kişiler için duygu temelli zorlukları ve bu zorluklarla terapide nasıl çalışıldığını anlatıyoruz. Duygularınızı bastırmak ya da onlardan kaçmak yerine onları tanımak, anlamlandırmak ve yönetmek mümkündür; bunu tek başınıza yapmak zorunda da değilsiniz. Bu yolculukta ilk adım, yaşadıklarınızın bir adının ve bir çözüm yolunun olduğunu bilmektir. Sayfalarımızda öfke, kaygı, tükenmişlik, duygusal yeme, yalnızlık, suçluluk ve ilişkilerdeki duygusal zorluklar gibi konuları tek tek ele aldık; size en yakın gelen konudan başlayarak okuyabilirsiniz.

Duygular neden bu kadar önemli?

Duygular yalnızca hissettiğimiz şeyler değildir; düşüncelerimizi, kararlarımızı, ilişkilerimizi ve bedenimizi doğrudan etkiler. Kaygı uykumuzu bozabilir, öfke ilişkilerimizi zedeleyebilir, uzun süren üzüntü enerjimizi tüketebilir, bastırılan duygular ise baş ağrısı, mide şikâyetleri ya da kas gerginliği gibi bedensel belirtilerle kendini gösterebilir.

Sağlıklı bir duygusal yaşam, olumsuz duyguları hiç yaşamamak anlamına gelmez. Asıl önemli olan, duyguları fark edebilmek, onlara isim verebilmek, ne söylediklerini anlayabilmek ve onları kendimize ve başkalarına zarar vermeden ifade edebilmektir. Bu beceriler doğuştan gelmez; çoğu zaman çocuklukta öğrenilir ve yetişkinlikte terapi yoluyla geliştirilebilir. Hangi yaşta olursanız olun, duygularınızla yeni ve daha sağlıklı bir ilişki kurmak mümkündür.

Duygu odaklı terapi nedir?

Duygu odaklı terapi, duyguları değişimin merkezine koyan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda duygular bastırılması ya da kontrol altına alınması gereken sorunlar olarak değil, anlaşılması ve dönüştürülmesi gereken önemli bilgiler olarak görülür. Terapist, danışanın duygularını güvenli bir ortamda deneyimlemesine, fark etmesine ve yeniden anlamlandırmasına yardımcı olur.

Duygu odaklı çalışmalar; depresyon, kaygı, travma, ilişki sorunları ve öz değer sorunları gibi pek çok alanda kullanılabilir. Pek çok psikolog bu yaklaşımı bilişsel davranışçı terapi, şema terapi ya da kabul ve kararlılık terapisi gibi diğer yöntemlerle birlikte uygular. Ayrıntılar için duygu odaklı terapi sayfamıza bakabilirsiniz.

Duygularınızı düzenlemekte zorlanıyor musunuz?

Duygu düzenleme, duyguların yoğunluğunu ve süresini sağlıklı biçimde yönetebilme becerisidir. Bu beceride zorlanan kişiler, küçük bir olay karşısında çok yoğun tepkiler verebilir, bir duygudan çıkmakta güçlük çekebilir ya da duygularını yatıştırmak için yeme, alkol, aşırı çalışma veya sosyal medya gibi sağlıksız yollara başvurabilir.

Duygu düzenleme güçlüğü bir kişilik kusuru değildir; öğrenilmiş bir örüntüdür ve değiştirilebilir. Terapide duyguların tetikleyicileri fark edilir, bedendeki duygusal sinyaller tanınır ve yoğun duygular karşısında kullanılabilecek yeni beceriler geliştirilir. Bu konuyu duygu düzenleme güçlüğü sayfamızda ele aldık.

Öfke: Sınırların duygusu

Öfke, çoğu zaman olumsuz bir duygu olarak görülse de aslında sınırlarımızın ihlal edildiğini ya da haksızlığa uğradığımızı bildiren önemli bir sinyaldir. Sorun öfkenin kendisinde değil, nasıl ifade edildiğindedir. Patlayıcı öfke ilişkilere ve iş hayatına zarar verebilir; bastırılan öfke ise içe dönerek kırgınlık, küskünlük ve depresif duygulara dönüşebilir.

Terapide öfkenin altındaki duygular, örneğin incinmişlik, korku ya da değersizlik hissi ele alınır. Kişi öfkesini fark etmeyi, yatıştırmayı ve sağlıklı biçimde ifade etmeyi öğrenir. Ayrıntılar için öfke kontrolü terapisi sayfamıza göz atabilirsiniz.

Kaygı ve duygusal gerginlik

Kaygı, gelecekle ilgili belirsizliklere karşı verdiğimiz doğal bir tepkidir. Ancak sürekli bir tetikte olma hali, zihnin durmadan olası kötü senaryoları üretmesi ve bedenin sürekli gergin kalması, yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebilir. Kaygı yaşayan kişiler çoğu zaman kaygı duygusunun kendisinden de korkmaya başlar ve bu durum bir kısır döngü yaratır.

Kaygıyla çalışırken amaç, kaygıyı tamamen yok etmek değil, onunla farklı bir ilişki kurmaktır. Terapide kaygıyı besleyen düşünce kalıpları, kaçınma davranışları ve bedensel gerginlik ele alınır. Bu konuyu kaygı ve duygusal gerginlik sayfamızda anlattık.

Duygusal tükenmişlik

Uzun süre yoğun stres altında çalışmak, sürekli başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak ya da zor bir dönemi uzun süre taşımak duygusal tükenmişliğe yol açabilir. Tükenmişlik yaşayan kişiler kendilerini boşalmış, duygusal olarak uyuşmuş ve hiçbir şeye enerji ayıramaz halde hissedebilir. İşe karşı soğukluk, sinirlilik, uyku sorunları ve bedensel şikâyetler de sık görülür.

Sağlık çalışanları, öğretmenler, bakım verenler, yöneticiler ve yoğun tempoda çalışan profesyoneller tükenmişlik açısından risk altındadır. Ankara gibi kamu kurumlarının ve iş merkezlerinin yoğun olduğu bir şehirde bu durum oldukça yaygındır. Ayrıntılar için duygusal tükenmişlik sayfamıza bakabilirsiniz.

Duygusal yeme

Pek çok kişi açlık hissetmediği halde stres, üzüntü, can sıkıntısı ya da yalnızlık gibi duygularla yemeğe yönelir. Duygusal yeme, kısa süreli bir rahatlama sağlasa da çoğu zaman ardından suçluluk duygusu getirir ve bu da yeni bir duygusal yeme döngüsünü başlatabilir. Diyetlerin sürekli başarısız olmasının arkasında da çoğu zaman bu duygusal örüntüler yatar.

Terapide yemeğin hangi duyguları yatıştırmak için kullanıldığı anlaşılır ve bu duygularla başa çıkmanın farklı yolları geliştirilir. Gerektiğinde bir diyetisyenle birlikte çalışmak da süreci destekleyebilir. Bu konuyu duygusal yeme sayfamızda ele aldık.

Bastırılmış duygular

Bazı insanlar küçük yaşlardan itibaren duygularını göstermemeyi, güçlü görünmeyi ya da başkalarını üzmemek için kendi duygularını geri plana atmayı öğrenir. Bu durum yetişkinlikte duyguları tanıyamama, ne hissettiğini bilememe, içsel bir boşluk ya da uyuşukluk hissi şeklinde ortaya çıkabilir. Bastırılan duygular kaybolmaz; çoğu zaman bedensel belirtiler, ani öfke patlamaları ya da açıklanamayan bir mutsuzluk olarak geri döner.

Terapide güvenli bir ortamda duygulara yeniden yer açılır. Kişi zamanla duygularını tanımayı, onlara izin vermeyi ve ifade etmeyi öğrenir. Ayrıntılar için bastırılmış duygular sayfamıza göz atabilirsiniz.

Duygusal travma

Travma yalnızca büyük felaketlerle sınırlı değildir. Uzun süre duygusal ihmal görmek, sürekli eleştirilmek, değersiz hissettirilmek, ani bir kayıp yaşamak ya da güven duyulan birinden incinmek de derin duygusal izler bırakabilir. Bu izler; güvensizlik, sürekli tetikte olma, yakınlık kurmakta zorlanma ve kendini suçlama gibi biçimlerde yaşamı etkileyebilir.

Travma çalışmaları, kişinin güvende hissettiği bir terapötik ilişki içinde ve kendi hızında ilerlemelidir. Bu konuyu duygusal travma terapisi sayfamızda anlattık.

İlişkilerde duygusal bağ

İnsan ilişkilerinin temelinde duygusal bağ vardır. Yakın ilişkilerde kendini güvende hissetmek, anlaşılmak ve değer görmek temel ihtiyaçlarımızdandır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında terk edilme korkusu, kıskançlık, sürekli onay arama ya da tam tersine duygusal mesafe koyma gibi örüntüler ortaya çıkabilir.

Bireysel terapide kişinin ilişkilerde tekrarlayan duygusal örüntüleri, bağlanma biçimi ve bu örüntülerin geçmişteki kökleri ele alınabilir. Ayrıntılar için ilişkilerde duygusal bağ, ayrılık sonrası süreç için ise ayrılık ve duygusal toparlanma sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Yalnızlık, suçluluk ve utanç

Yalnızlık, kalabalıklar içinde bile hissedilebilen derin bir duygudur. Uzun süren yalnızlık hissi ruh sağlığını ve hatta beden sağlığını olumsuz etkileyebilir. Suçluluk ve utanç ise insanın kendine bakışını derinden şekillendiren duygulardır. Sağlıklı suçluluk hatalarımızı fark edip onarmamıza yardımcı olurken, aşırı ve sürekli suçluluk ile utanç kişinin kendini değersiz hissetmesine yol açabilir.

Bu duygular terapide sıkça ele alınan konulardandır. Ayrıntılar için yalnızlık duygusu ve suçluluk ve utanç duygusu sayfalarımıza göz atabilirsiniz.

Özgüven ve duygusal dayanıklılık

Duygusal dayanıklılık, zorluklar karşısında esneyebilme ve toparlanabilme kapasitesidir. Özgüven ise kişinin kendine, yeteneklerine ve değerine dair inancıdır. Bu iki kavram birbirini besler. Sürekli kendini eleştiren, başkalarının onayına muhtaç hisseden ya da hata yapmaktan aşırı korkan kişilerde duygusal dayanıklılık da zayıflayabilir.

Terapide kişinin kendine yönelik eleştirel iç sesi fark edilir ve yerine daha gerçekçi ve şefkatli bir bakış geliştirilir. Ayrıntılar için özgüven ve duygusal dayanıklılık sayfamıza bakabilirsiniz.

Ergenlerde duygusal sorunlar

Ergenlik, duyguların en yoğun ve en dalgalı yaşandığı dönemlerden biridir. Ani ruh hali değişiklikleri, öfke, içe kapanma, okul ve sınav stresi, arkadaş ilişkilerindeki sorunlar ve beden algısıyla ilgili kaygılar bu dönemde sık görülür. Bunların bir kısmı gelişimin olağan parçasıyken, bazıları profesyonel destek gerektirebilir. Ayrıntılar için ergenlerde duygusal sorunlar sayfamıza göz atabilirsiniz.

Duygular bedende nasıl hissedilir?

Duygular yalnızca zihinde değil, bedende de yaşanır. Kaygı göğüste sıkışma ya da midede düğüm olarak, öfke yüzde kızarma ve çenede gerginlik olarak, üzüntü boğazda yumru ya da omuzlarda ağırlık olarak hissedilebilir. Uzun süre fark edilmeyen ya da bastırılan duygular kronik baş ağrısı, sindirim sorunları, kas ağrıları ve uyku bozuklukları gibi bedensel şikâyetlere katkıda bulunabilir.

Terapide bedensel farkındalık çalışmaları, kişinin duygularını daha erken fark etmesine yardımcı olur. Bir duyguyu bedende fark etmek, onu yönetmenin ilk adımıdır. Elbette bedensel şikâyetlerin fiziksel bir nedeni olup olmadığının bir hekim tarafından değerlendirilmesi de önemlidir.

Çocukluk deneyimleri ve duygusal örüntüler

Duygularımızla nasıl ilişki kurduğumuz büyük ölçüde çocuklukta şekillenir. Duyguların konuşulduğu, kabul edildiği ve yatıştırıldığı bir ortamda büyüyen çocuklar, yetişkinlikte de duygularını daha kolay düzenleyebilir. Duyguların görmezden gelindiği, cezalandırıldığı ya da çocuğun ebeveynin duygularını taşımak zorunda kaldığı ortamlarda ise farklı örüntüler gelişebilir.

Bu örüntüleri anlamak, geçmişi suçlamak için değil, bugün farklı seçimler yapabilmek içindir. Şema terapi ve psikodinamik yaklaşımlar, bu tür kökleri olan duygusal zorluklarla çalışırken sık kullanılan yöntemlerdendir.

Farkındalık ve duygularla kalabilmek

Farkındalık, yani mindfulness, şu anda olanı yargılamadan fark edebilme becerisidir. Duygularla çalışırken farkındalık; bir duyguya hemen tepki vermek yerine onu gözlemleyebilmeyi, duygunun gelip geçici olduğunu deneyimlemeyi ve yoğun anlarda bir adım geri çekilebilmeyi sağlar. Nefes çalışmaları, beden taraması ve kısa farkındalık egzersizleri terapide ve günlük yaşamda kullanılabilecek araçlardır.

İş yerinde duygular

Ankara’da pek çok kişi günün büyük bölümünü kamu kurumlarında, plazalarda ya da yoğun tempolu iş yerlerinde geçirir. İş yerinde yaşanan haksızlık duygusu, takdir görmeme, yöneticiyle çatışma, belirsizlik ve aşırı iş yükü; öfke, kaygı ve tükenmişlik gibi duyguları besleyebilir. Bu duyguları iş yerinde ifade etmek her zaman kolay olmadığından, çoğu zaman eve ve ilişkilere taşınır. Terapide iş yerindeki duygusal zorluklarla başa çıkma, sınır koyma ve kendini ifade etme becerileri ele alınabilir.

Yas ve kayıp duyguları

Bir yakının kaybı, bir ilişkinin bitmesi, bir işin ya da sağlığın kaybedilmesi gibi deneyimler derin bir yas sürecini başlatabilir. Yas; üzüntü, öfke, suçluluk, özlem ve hatta rahatlama gibi birbiriyle çelişen duyguların bir arada yaşandığı doğal bir süreçtir. Herkes yası kendine özgü biçimde ve kendi hızında yaşar. Yas uzun süre yoğunluğunu koruyor ve günlük yaşamı ciddi biçimde etkiliyorsa profesyonel destek faydalı olabilir.

Kıskançlık ve güvensizlik

Kıskançlık, değer verdiğimiz bir ilişkiyi kaybetme korkusuyla ilişkili insani bir duygudur. Ancak yoğun ve sürekli kıskançlık, hem kişinin kendisini hem de ilişkisini yıpratabilir. Kıskançlığın altında çoğu zaman güvensizlik, değersizlik hissi ya da geçmişte yaşanmış ihanet deneyimleri yatar. Terapide bu duyguların kökleri ele alınarak daha güvenli bir iç dünya oluşturulmaya çalışılır.

Duygusal zekâ

Duygusal zekâ; kendi duygularını fark edebilme, anlayabilme ve yönetebilme ile başkalarının duygularını anlayabilme ve ilişkilerde bu farkındalığı kullanabilme becerilerinin bütünüdür. Duygusal zekâsı gelişmiş kişiler çatışmaları daha yapıcı çözebilir, stresle daha iyi başa çıkabilir ve daha doyurucu ilişkiler kurabilir. İyi haber şu ki, duygusal zekâ sabit bir özellik değildir; farkındalık çalışmaları ve terapiyle geliştirilebilir.

Duygular ve uyku

Uyku ile duygusal sağlık arasında iki yönlü bir ilişki vardır. Yoğun kaygı ve üzüntü uykuya dalmayı zorlaştırabilir, gece sık uyanmalara yol açabilir. Yetersiz uyku ise duygusal tepkileri yoğunlaştırır, sabrı azaltır ve olumsuz duyguları daha baskın hale getirir. Uyku düzenine özen göstermek, yatmadan önce ekranlardan uzak durmak ve akşam saatlerinde zihni yatıştıran alışkanlıklar edinmek, duygusal dengeyi desteklemenin basit ama etkili yollarıdır. Uzun süren uyku sorunlarında bir uzmana danışılması önerilir.

Erkekler ve duygular

Toplumsal beklentiler nedeniyle pek çok erkek, duygularını göstermemeyi ve “güçlü durmayı” öğrenir. Bu durum üzüntü, korku ve kırgınlık gibi duyguların öfke, içe kapanma ya da aşırı çalışma gibi biçimlerde ortaya çıkmasına yol açabilir. Erkeklerin psikolojik destek alma oranı hâlâ görece düşüktür; oysa duygularla çalışmak, cinsiyetten bağımsız olarak herkes için faydalıdır. Terapi, erkeklerin de duygularını yargılanmadan ifade edebileceği güvenli bir alandır.

Duygularla ilgili yaygın yanlış inanışlar

Duygularla ilgili bazı yaygın inanışlar, onlarla sağlıklı bir ilişki kurmayı zorlaştırabilir. “Olumsuz duygular kötüdür”, “Güçlü insanlar ağlamaz”, “Öfkelenmek ayıptır”, “Kaygılanıyorsam bir şeyler yanlış gidiyordur” ya da “Duygularımı düşünmezsem geçer” gibi inanışlar bunlardan bazılarıdır. Oysa tüm duygular insan olmanın doğal bir parçasıdır ve her birinin bir işlevi vardır. Sorun duyguların varlığı değil, onlarla nasıl ilişki kurduğumuzdur. Terapide bu inanışlar fark edilir ve yerine daha esnek, daha şefkatli bir bakış açısı geliştirilir.

Destek ağınızı güçlendirmek

İnsan ilişkileri, duygusal sağlığın en önemli koruyucularından biridir. Güvendiğiniz kişilerle düzenli olarak vakit geçirmek, zor zamanlarda yardım isteyebilmek ve başkalarına destek olmak, duygusal dayanıklılığı artırır. Destek ağı zayıf olan ya da yalnızlık yaşayan kişiler için terapi, hem bir destek kaynağı hem de yeni ilişkiler kurma becerilerini geliştirmek için bir alan olabilir.

Terapi süreci nasıl işler?

Terapi genellikle bir ön görüşmeyle başlar. Bu görüşmede başvuru nedeni, yaşanan zorlukların geçmişi ve kişinin beklentileri konuşulur. Ardından genellikle haftada bir yapılan 45-50 dakikalık seanslarla süreç devam eder. Terapinin süresi kişinin ihtiyacına ve yaşadığı zorluğun niteliğine göre değişir.

Terapide en önemli unsurlardan biri, danışan ile terapist arasındaki güvene dayalı ilişkidir. Duygularınızı yargılanmadan paylaşabileceğiniz bir ortam, değişimin zeminini oluşturur. Ayrıntılar için bireysel terapi seans süreci sayfamıza bakabilirsiniz. Ankara dışında yaşayanlar ya da yoğun çalışanlar için online psikolojik danışmanlık da bir seçenektir.

Terapiden ne beklenmeli?

Terapi, sorunları bir anda ortadan kaldıran bir yöntem değildir; sonuçlar kişiden kişiye değişir ve önceden garanti edilemez. Terapinin amacı, duygularınızı daha iyi anlamanız, onlarla daha sağlıklı bir ilişki kurmanız ve zorluklarla başa çıkma becerilerinizi güçlendirmenizdir. Süreç zaman zaman zorlayıcı duygularla yüzleşmeyi gerektirebilir; bu durum çoğu zaman değişimin doğal bir parçasıdır. İlerlemenizi terapistinizle düzenli olarak konuşmak, sürecin hedeflerine uygun ilerlemesine yardımcı olur.

Ankara Çankaya’da psikolog

Ankara’da psikologların önemli bir bölümü Çankaya’da hizmet verir. Ayrancı, Dikmen, Kavaklıdere, Gaziosmanpaşa, Çukurambar ve Balgat gibi semtler, hem yakın çevrede yaşayanlar hem de şehrin farklı bölgelerinden gelenler için tercih edilen bölgelerdir. Haftalık seanslara düzenli ulaşabilmek, terapinin sürekliliği açısından önemlidir.

Semtlere göre bilgiler için Ayrancı ve Dikmen’de psikolog, Kavaklıdere ve Gaziosmanpaşa’da psikolog ve Çukurambar ve Balgat’ta psikolog sayfalarımıza göz atabilirsiniz.

Ne zaman destek almalısınız?

Duygusal zorluklar herkesin hayatının bir parçasıdır. Ancak aşağıdaki durumlarda bir psikologla görüşmeyi düşünebilirsiniz:

  • Duygularınız günlük yaşamınızı, işinizi ya da ilişkilerinizi belirgin biçimde etkiliyorsa
  • Uzun süredir mutsuz, gergin ya da boşlukta hissediyorsanız
  • Duygularınızı yatıştırmak için sağlıksız yollara başvuruyorsanız
  • Aynı duygusal döngülere tekrar tekrar düşüyorsanız
  • Yaşadığınız bir olayın etkisinden çıkamıyorsanız
  • Kendinizi anlamak ve daha iyi hissetmek istiyorsanız

Destek almak için bir krizin içinde olmanız gerekmez. Erken atılan bir adım, sorunların büyümesini önleyebilir. Kendinizi tanımak ve duygusal yaşamınızı zenginleştirmek de terapiye başvurmak için geçerli bir nedendir.

Gizlilik ve güven

Terapide paylaşılan her şey mesleki etik kurallar çerçevesinde gizli tutulur. Yasal zorunluluklar ve kişinin ya da başkasının hayatının tehlikede olduğu durumlar bu kuralın istisnalarıdır. Gizlilik ilkelerinin nasıl uygulandığını ilk görüşmede sormak tamamen doğaldır.

Duygusal sağlık için günlük adımlar

Terapinin yanında günlük yaşamda atılabilecek küçük adımlar da duygusal sağlığı destekler. Gün içinde ne hissettiğinizi fark etmek ve adlandırmak, duygularınızı bir deftere yazmak, güvendiğiniz kişilerle paylaşmak, düzenli uyumak ve hareket etmek, doğada vakit geçirmek, ekran süresini sınırlamak ve kendinize karşı nazik olmak bunlardan bazılarıdır. Bu adımlar terapinin yerini tutmaz; ancak iyileşme sürecini kolaylaştırabilir.

Psikolog mu, psikiyatrist mi?

Psikologlar görüşme temelli yöntemlerle, yani psikoterapiyle çalışır ve ilaç yazmaz. Psikiyatristler ise tıp eğitimi almış hekimlerdir; tanı koyar ve gerektiğinde ilaç tedavisi düzenler. Ağır depresyon, kendine zarar verme düşünceleri ya da günlük işlevselliğin ciddi biçimde bozulduğu durumlarda psikiyatrik değerlendirme de önemlidir. Pek çok durumda psikolog ve psikiyatrist birlikte çalışır.

Sık sorulan sorular

Terapiye başlamadan önce akla gelen soruların genel yanıtlarını duygular ve terapi hakkında sıkça sorulan sorular sayfamızda bulabilirsiniz. Tüm sayfalarımıza site haritası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Acil durumlar hakkında önemli not

Psikoterapi acil müdahalenin yerini tutmaz. Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceniz varsa ya da hayati tehlike içeren bir durum yaşanıyorsa vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Yalnız değilsiniz ve yardım almak mümkündür.

Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı koymaz, tedavi önermez ve bir uzmanla yapılacak görüşmenin yerini tutmaz.

Önemli: Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Kendinize ya da başkasına zarar verme düşüncesi ya da hayati tehlike durumunda 112'yi arayın.